Yazar olunur mu doğulur mu? başlıklı yazımda size nasıl yazar olunur, Yazar olmak için neler yapılır?'dan ziyade yazar olma yolundaki deneyimlerimi, çıkacağız yazarlık yolunda nelerle karşılaşacağınızı, bir eser ortaya çıkardığınızda ne kadar büyük iş yaptığınızın farkına varacağınızı anlatmıştım.
Bu yazımda da “tarih romanı nedir?”, “tarih romanı yazarlığı nedir?” sorularına karşılık gelen anlamları sizinle paylaşacağım. Tarih romancılığının da en önemli unsuru, olmazsa olması tarihçidir. Biz tarihten, geçmişten; tarihçinin yazdığı eserler, anlatılar üzerinden bilgi alırız. Yani geçmişin var olabilmesi için mutlaka tarihçiye ihtiyaç vardır. Tarihi bir gerçekliğe değer kazandıran tarihçidir. Tarihçi; geçmişten haber verirken olayları, yeri, zamanı ve kahramanları bir bütünlük içinde aktarır. Bu aktarımda kendi duygularını da içine katar. Bu durumda gerçekle tarihçi tarafından yazılan eserin içeriği arasında bir değişim meydana gelir.
Tarih romanı yazarı da tıpkı tarihçi gibi tarihi belgeler ışığında yazılan bilgileri birçok kaynaktan araştırarak okuyucuya aktarır. Burada önemli husus tarihi belgelerle bir çelikçi olmamasıdır. Tarihi kronolojiye uygun bir kurgu ile olayları kendi oluşturduğu kahramanları üzerinden anlatmaya çalışır. Bunu yaparken kendi yorumunu da katar. Bu nedenle tarih romanı yazarı da tarihçi gibi çok önemli bir sorumluluk üstlenir. Tarih roman yazarı; tarihçinin oluşturduğu ürünleri alır, kendi kurgusunu oluşturarak okuyanın beğenisine sunar. Burada kilit nokta oluşturulan kurgu içerisindeki kahramanların, olayın geçtiği çevrenin, yerin tarihçilerin yazdıkları ile çelişmemesidir. Bu nedenle yazar otorite kabul edilen tarihçilerin eserlerini araştırmalı, özümsemelidir.
Tarih romanı yazarı; anlatılan tarihi okuyanın aklında kalacak şekle sokar. Bir merak uyandırır, bu duyguyu kitabın son sayfasına kadar devam ettirirse başarılı olur, usta olur.
Tarihi roman yazarlarına örnek verecek olursak Devlet Ana kitabıyla Kemal Tahir’i ilk sıraya yazabiliriz. Fedailerin Kalesi Alamut ile Vladimir Bartol, Bozkurtlar ile Nihal Atsız, Semerkant ile Amin Maalouf sayılabilir. Şu Çılgın Türkler ile Turgut Özakman, Şah ve Sultan ile İskender Pala, Benim Adım Kırmızı ile İskender Pala, son dönem entellektüel tarih yazarları arasında sayılabilir. Bu listeye “Geldiler Gördüler ile Levent Şener “ olarak yazılır mıyım bilemem. Ama bu kararı kesinlikle okuyucular verecek.